Öncelikle... diye yazısına başladı büyücü. Tam o anda elinin yanlış kalemi tuttuğunu farketti.
''Ah yine mi! Seni aptal goblin!'' diye içinden geçirdi. Bağırmasına gerek yoktu. Sandalyesini geriye çekti, ayağa kalktı -otururken büyü yapmanın büyü sanatına saygısızlık olduğunu düşünürdü- zihnini gerçekleştirmek istediği şeye odakladı ve sihirli sözcükleri sıraladı: 'comunicatum, movis, tempus, morte' ve parmağıyla şekiller çizdi. -bu sözcüklerin ne anlama geldiğine başka bir zaman değinirim, şimdilik bu büyüyle birlikte goblinin zihnine en kısa zamanda buraya gel yoksa ölürsün mesajının gönderildiğini bilmeniz yeterli- Ritüel tamamlandığı anda oda mavi bir ışıkla aydınlandı, ve büyücü kısa süren bir yorgunluk hisetti. -bu tür basit büyüler onu fazla yormazdı- Tekrar yerine oturdu ve beklemeye başladı.
Yaklaşık bir dakika sonra kapı çalındı.
''Efendimiz beni istemiş. İçeri girebilmek?'' diye sordu goblin.
''Girebilirsin!'' dedi büyücü bıkkınlıkla. Kapı açıldı, çirkin bir yaratık içeri daldı. Fazla aşina olmayanlar için goblinler, kötü ruhlu (bazı istisnalar hariç), huysuz, zararlı, tuhaf-çirkin vücutlu insanımsı yaratıklardır. Boyları bir cüceninki ile bir insanınki arasında değişik uzunluklarda olabilir. Derileri koyu sarı-
kahverengimsidir. ''Aptal yaratık!'' diye bağırdı büyücü. ''Sana kaç kere çalışma masamdan uzak durmanı söyledim?''
''Efendimiz hep söyler! Ama ben meraklı goblin! Ben sanat goblini!'' diye cevap verdi goblin.
''Uzatma ve sihirli kalemimi hangi deliğe sakladığını söyle.'' dedi büyücü bezmiş bir şekilde.
Goblin bir süre düşündükten sonra: ''Efendimiz yastığın altına bakmış mı? O tür sihirli şeycikler bişeylerin altına girmeyi pek sever!'' dedi ancak büyücünün yüzündeki ifadeyi gördükten sonra yenilgiyi kabullendi. ''Peki efendimiz, ben itiraf etmek. Dün gece masanızdan bir kalem ve bikaç parşömen aldık- ımm.. aldım. Ben güzel resimler çizmek, çünkü sanat goblin sevmek! ımm.. goblin sanat sevmek! Sanarım ki işim bitince ordaki çantaya koydum, herşeyi yutan çanta!'' eliyle odanın bir köşesini işaret etti. ''Efendimiz ortalıkta bisürü eşya istememek, yoksa istemek mi ?''
Büyücü çantayı açtı (bu da odadaki çoğu eşya gibi sihirlidir, normal bir çantanın on katı eşya alır ve taşırken hiç ağırlık hissetmezsiniz) elini içine soktu ve aramaya başladı, eline soğuk bir metal obje geldi: ''Ahh tahmin etmeliydim... Şimdi git ve beni uzun bir süre rahatsız etme, yaratık. Cezanı ise daha sonra düşüneceğim.''
''Peki efendimiz nasıl isterse!'' dedi goblin ve büyücünün ceza konusunu unutması umuduyla odadan ayrıldı.
Büyücü yerine oturdu, hiç tükenmeyen, sihirli kalemi kağıdında dans ettirdi. Kaldığı yerden yazısına devam etti: Öncelikle...
''Ah yine mi! Seni aptal goblin!'' diye içinden geçirdi. Bağırmasına gerek yoktu. Sandalyesini geriye çekti, ayağa kalktı -otururken büyü yapmanın büyü sanatına saygısızlık olduğunu düşünürdü- zihnini gerçekleştirmek istediği şeye odakladı ve sihirli sözcükleri sıraladı: 'comunicatum, movis, tempus, morte' ve parmağıyla şekiller çizdi. -bu sözcüklerin ne anlama geldiğine başka bir zaman değinirim, şimdilik bu büyüyle birlikte goblinin zihnine en kısa zamanda buraya gel yoksa ölürsün mesajının gönderildiğini bilmeniz yeterli- Ritüel tamamlandığı anda oda mavi bir ışıkla aydınlandı, ve büyücü kısa süren bir yorgunluk hisetti. -bu tür basit büyüler onu fazla yormazdı- Tekrar yerine oturdu ve beklemeye başladı.
Yaklaşık bir dakika sonra kapı çalındı.
''Efendimiz beni istemiş. İçeri girebilmek?'' diye sordu goblin.
''Girebilirsin!'' dedi büyücü bıkkınlıkla. Kapı açıldı, çirkin bir yaratık içeri daldı. Fazla aşina olmayanlar için goblinler, kötü ruhlu (bazı istisnalar hariç), huysuz, zararlı, tuhaf-çirkin vücutlu insanımsı yaratıklardır. Boyları bir cüceninki ile bir insanınki arasında değişik uzunluklarda olabilir. Derileri koyu sarı-
kahverengimsidir. ''Aptal yaratık!'' diye bağırdı büyücü. ''Sana kaç kere çalışma masamdan uzak durmanı söyledim?''''Efendimiz hep söyler! Ama ben meraklı goblin! Ben sanat goblini!'' diye cevap verdi goblin.
''Uzatma ve sihirli kalemimi hangi deliğe sakladığını söyle.'' dedi büyücü bezmiş bir şekilde.
Goblin bir süre düşündükten sonra: ''Efendimiz yastığın altına bakmış mı? O tür sihirli şeycikler bişeylerin altına girmeyi pek sever!'' dedi ancak büyücünün yüzündeki ifadeyi gördükten sonra yenilgiyi kabullendi. ''Peki efendimiz, ben itiraf etmek. Dün gece masanızdan bir kalem ve bikaç parşömen aldık- ımm.. aldım. Ben güzel resimler çizmek, çünkü sanat goblin sevmek! ımm.. goblin sanat sevmek! Sanarım ki işim bitince ordaki çantaya koydum, herşeyi yutan çanta!'' eliyle odanın bir köşesini işaret etti. ''Efendimiz ortalıkta bisürü eşya istememek, yoksa istemek mi ?''
Büyücü çantayı açtı (bu da odadaki çoğu eşya gibi sihirlidir, normal bir çantanın on katı eşya alır ve taşırken hiç ağırlık hissetmezsiniz) elini içine soktu ve aramaya başladı, eline soğuk bir metal obje geldi: ''Ahh tahmin etmeliydim... Şimdi git ve beni uzun bir süre rahatsız etme, yaratık. Cezanı ise daha sonra düşüneceğim.''
''Peki efendimiz nasıl isterse!'' dedi goblin ve büyücünün ceza konusunu unutması umuduyla odadan ayrıldı.
Büyücü yerine oturdu, hiç tükenmeyen, sihirli kalemi kağıdında dans ettirdi. Kaldığı yerden yazısına devam etti: Öncelikle...
ilk yorumun benden olsun blogun hayırlı olsun tuncagil :)
YanıtlaSilmerhaba, ben 6:45 yayıncılık editörlerinden tolga. bu kısa yazınız çok ilgimi çekti. ileriye dönük projeleriniz hakkında sizinle konuşmak isterim. siz de isterseniz bana e-mail yolu ile ulaşabilirsiniz.
YanıtlaSil