''Baskın mı? diye sözünü böldü kumandan. ''Bak genç adam, o söylentiler kulağına nerden geldi bilmiyorum ama şu an için öyle bir planımız yok. En azından önümüzdeki birkaç gün için. Ama, söyle bakalım seni bu kadar istekli kılan nedir?''
''Kardeşim o iğrenç yaratıkların elinde olabilir!'' diye heyecanla çıkıştı Melwyn. Artık kendini tutamıyordu. ''Biliyorum hiç kimsenin şehrin duvarlarından dışarı adım atmaması emrini vermiştiniz... Ama onu durduramadım efendim! Kardeşim, son konuşmamızda bana çok büyük planları olduğunu söylemişti. Büyülerden, eski efsanelerden ve goblinlerin zayıf yönlerinden bahsetti... Bana birkaç eski parşömen gösterdi. Hiçbirini tam olarak anlayamadım... Ama şimdi aklımda olan tek şey şu; kardeşimin hayatı tehlikede olabilir ve eğer ona yardım edemezsem...''

''Yeter!'' diye hiddetle çıkıştı Tarkos. ''Başmuhafız, bu duyduklarım da nedir? Biri bütün şehrin güvenliğini tehlikeye atarak goblinlerle tek başına başa çıkmak gibi saçma bir planla elini kolunu sallayarak duvarların dışına çıkıyor, ve benim bundan şimdi haberim oldu?''
''Efendim... Ben de bu durumdan şimdi haberdar oldum. Bildiğim kadarıyla son bir haftadır şehirden dışarı çıkan olmadı.''
''Ahh... pekala sana inanıyorum. Özellikle şehrin girişinde birçok muhafız görev yapar. Böyle bir şeyi gözlerinden kaçırmaları neredeyse imkansız... Kardeşine gelince, Melwyn, umarım o büyü zırvalarına güvenecek kadar aptal değildir. Birçok savaşta bulundum; ve inan bana iyi dövülmüş bir kılıçtan başka hiçbir şeye güvenmemelisin. O komik cübbeler giyip ortalıkta sihirbazlık yapan büyücülerdense nefret ederim. Kardeşin bu kapılardan hiç kimseye gözükmeden kaçabildiyse, belkide o aptal goblinlerin elindende kurtulabilir. Şimdilik bunu ummaktan başka bir şey yapamayız, üzgünüm..''
''Peki efendim... En iyisini siz bilirsiniz...'' diyerek durumu kabullendi Melwyn. ''Öyle olsun...'' diye içinden geçirdi. ''Sizin gibi yüksek duvarların arkasına saklanan korkaklara ihtiyacım yok. Elbet bana yardım edecek birini bulurum...''
''Güzel'' dedi kumandan. ''Sizleri bilmem ama, bu günlük yeterince başım ağrıdı... Yakın dövüş çalışmaları bitince, tüm muhafızlar görev yerlerine geçsin.''
Kumandan tam sözünü bitirmişti ki, bir adam koşarak muhafızların toplandığı avluya girdi.
''Efendim, gözcüler anakapıya yaralı bir adamın geldiğini söyledi!''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder