''Efendim, sayımız tam. Otuzbeş gardiyan, sekiz gözcü, diğerlerini, saldırı ekibindekileri, çağırmadım. Aynen emrettiğiniz gibi. Ayrıca aramızda yeni biri var, biliyorsunuz o geceki
olaydan sonra...''Evet haberim var'' diye sözünü böldü kumandan. ''Genç adam, bir adım öne çık.''
Muhafızların arasından kısa boylu, zayıf bir adam öne çıktı. ''Muhafız Melwyn, emrinizde!'' diye bağırdı. Sesi ince ve tizdi. Birkaç muhafız gülüşmeye başladı.
''Demek yeni koruyucumuz sensin?'' dedi kumandan Tarkos, yüzünde alaylı bir ifadeyle. Başmuhafız bana oldukça hırslı olduğunu söyledi. Görelim bakalım; ''Kılıcını çek asker!''
Melwyn sağ ayağını bir adım geriye attı, kısa kılıcını çekti (başmuhafız, zayıf vücut yapısını göz önüne alarak ona bu kılıcı uygun görmüştü). Kumandan genç adamın üstüne doğru yürümeye başladı. ''Vakit geldi'' diye içinden geçirdi Melwyn. ''Kendimi şimdi ıspat etmeliyim... Her şey senin için kardeşim''. Aralarında bir metrelik bir mesafe vardı. Melwyn kılcını soldan sağa doğru salladı. Kumandan hemen geri çekildi. Hamle sırası ondaydı. İki eliyle tuttuğu büyük kılıcını savurdu. Melwyn o anda korkudan gözlerini kapamıştı. Gözünü açtığında kılıcı üç metre ötede, yerde yatıyordu.
''Hahah hahh...'' diye gürültülü bir şekilde güldü kumandan, kılıcını kınına sokarken. ''Seni anakapıya gözcü olarak yerleştiriyorum, Melwyn.'' dedi ve ekledi; ''Geçen gece ölen adamımızın yerine geçiceksin..''
abi süper olmuş harikasın =)
YanıtlaSil