14 Mart 2010 Pazar

Büyücü ve Goblin II

Yazısını bitiren büyücü, kulenin penceresinden baktığında güneşin batmak üzre olduğunu gördü. Bir saniyeliğine durdu ve alt kattan gelen sesleri dinledi. ''Yine başlıyoruz...'' diye geçirdi içinden.

Kulenin alt katındaki mutfakta goblin, efendisinin favorisi olan elmalı turtalardan hazırlıyordu. ''Dım dıdım dıdımm'' diye bir goblin şarkısı mırıldanmaya başladı. ''Nehre ineliim, oh bak bir kurbağa! Benim küçük goblinim, hadi onu ezelim!'' Bir yandan hamuru yoğuruyor bir yandan da çirkin sesiyle -kendisi bunun aksini iddia etse de- şarkısına devam ediyordu. ''Sanırım bu işten sıkıldın hamurcuk, şimdi sana şekil verme zamanı.'' dedi ve kocaman bir elmayı hamurun içine batırdı, ardından eline merdanesini aldı. Merdaneyle hamura dokunduğunda mutfak beyaz bir ışıkla aydınlandı. Elma ortadan kaybolmuş, hamur ise kırmızılaşmış ve turta şeklini almıştı. ''Şimdi seni fırına atma zamanı turtacık'' dedi goblin ve fırının kapağını açıp içine turtayı yerleştirdi. Tam o anda turta konuşmaya başladı:
''Hey! Beni pişirmeyi düşünmüyorsun değil mi ahbap?''
''Aslında tam olarak bunu düşünüyordum turtacık'' dedi goblin gülerek.
Turtanın ''Ama burası çok sıcak!'' dediğini duydu goblin, fırının kapağını kapatırken.
''Üzgünüm ama seni yememiz için önce pişmen gerek turtacık'' dedi goblin. Biraz sonra fırından çığlıklar gelmeye başladı. ''Oh ne dedin turtacık? Midesimin sesinden seni duyamıyorum da'' diyerek kıkırdadı goblin.
Bir süre sonra fırından gelen sesler kesildi. Goblin kapağı açtı ve turtayı aldı, büyücünün odasına doğru yürümeye başladı. Büyücünün odasına vardığında durdu ve kapıyı çaldı.
''Efendimiz, girebilir mi ben ?'' diye izin istedi goblin. Birkaç saniye sonra kapı kendiliğinden açıldı.
''Turtasınızı nereye bırakayım?'' diye sordu yaratık.
''Masamın üstüne koyabilirsin.'' diye cevapladı büyücü. ''Umarım geçen seferki gibi kötü bir sürprizle karşılaşmam?''
''Oh hayır efendimiz, bu sefer piştiğinden iyice eminim.'' diye cevapladı goblin, ikna etmeye çalışan bir ses tonuyla. Ve ardından turta tabağını masanın üstüne koydu. ''Tıpkı istediğiniz gi...''
Yaratığın cümlesi pencereden içeri dalan bir baykuşun kanat çırpma sesleriyle bölünmüştü. Goblin telaşla odanın köşesinde bir yere sindi. -büyücünün bu tuhaf bakışlı evcil hayvanından ve ani hareketlerinden ölesiye korkardı.- Baykuş pencerenin kenarında durdu ve altın sarısı gözlerini büyücüye dikti.
''Bana ne haber getirdin Meb?'' diye sordu büyücü, baykuşa bakarak.
Baykuş adeta büyücüye birşeyler anlatmaya çalışırmış gibi kaşlarını çatıp, kanatlarını çırpmaya başladı.
''Çırağım? Tehlikede mi?'' diyerek baykuşu sorguladı büyücü. Meb başını delice öne ve arkaya salladı.
Büyücü, ''Pondmuk, çabuk bana asamı getir.'' diye emretti gobline. Ve hızla sihirli çantasına doğru yöneldi...